28 Kasım 2014 Cuma

Benim seramiklerim




Yaklaşık üç yıldır hayatımda usulca sürdürdüğüm yeni bir tutku var. Aslında tanışmamız epey eskiye dayanıyor, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarımda seçmeli ders olarak aldığım seramik, elimi ilk kez çamura sürdüğümde büyülemişti beni... Araya uzun yıllar, farklı işler, uğraşlar girdi. Ta ki üç yıl önce sokağımızda açılan seramik atölyesine devam etmeye başlayana kadar. Tekrar çamura dokunduğum ilk gün hissetmiştim bir daha onu bırakmak istemediğimi. Sonrası adım adım gelişti. O atölyeye yaklaşık 1,5 yıl devam ettim. Ama haftada 3 gün orada çalışmak bana yetmiyordu. Bir yılın sonunda evime bir fırın aldım. Odalardan birini tamamen boşaltıp kendime mini bir atölye kurdum. Sokağımızdaki atölye kapanınca biraz daha gelişebilmek için bir arayışa girdim ve  Türkiye'ye yerleşmiş olan Japon sanatçı Teppei Yamashita ile tanışıp ondan özel ders almaya başladım. Bir yandan da evde üretmeye devam ettim. Sonunda Teppei'nin tekniğime yaptığı büyük katkıdan da cesaret alıp seramiklerimi Ayşe Şakarcan Ceramics adıyla satışa sunmaya karar verdim. 

Artık bu "sırrı" bir başka tutkum, bloğumda da duyurmanın vakti geldi diye düşünüyorum. Ayşe Şakarcan Ceramics yurtdışı için etsy.com, Türkiye için zet.com ve shopthedesign.com da satışta. Bundan böyle de ara ara bu sayfalarda yer bulacak kendisine...

linkler için tık tık:
zet.com
shopthedesign.com
etsy.com


27 Kasım 2014 Perşembe

West Village sakini

New York'un en güzel bölgelerinden West Village'dan minimalist bir ev...














fotoğraflar: NYC Interior Design

25 Kasım 2014 Salı

Amsterdam'da bir loft...

Amsterdam'da garajdan lofta dönüştürülen bir ev...
















fotoğraflar: Bricks

23 Kasım 2014 Pazar

Egg shell











fotoğraflar: Lincoln Barbour, Desire to Inspire, Romain Ricard, My Paradissi, Stylizmo

20 Kasım 2014 Perşembe

19 Kasım 2014 Çarşamba

Gece, bir Erden Kıral filmi...



Az önce haberlerde gişesinin epey düşük gittiğini duyunca, haftasonu izlediğim bu filmle ilgili birkaç satır yazmak istedim. Açıkçası benim Türk sinemasına karşı mesafeli bir duruşum var. Hayran olduğum, filmlerini sabırsızlıkla beklediğim birkaç yönetmenin işlerinin haricinde, büyük bütçelerle dizi tadında çekilmiş tantanalı filmlerden hiç hazetmiyorum.
Erden Kıral'ın "Gece"si ise benim son yıllarda izlediğim en çarpıcı, iz bırakıcı filmlerden oldu. Birkaç gün etkisinden çıkamadım. Beni sarstı, üzdü, çok yabancısı olduğum bir dünyanın acımasız gerçeğini yüzüme vurdu. Bunda, başta Nurgül Yeşilçay ve Mert Fırat olmak üzere tüm oyuncuların gösterdiği müthiş performansın da büyük payı var tabii. 
Gece zor bir film, izlerken insanı üzüyor, içini acıtıyor. Ama bunca "vasat" iş arasında biraz daha ilgiyi hak ediyor diye düşünüyorum...