23 Haziran 2014 Pazartesi

Bilge




"Kış Uykusu"nu izledikten sonra iyice emin oldum ki, Nuri Bilge Ceylan'ı sadece bir sinemacı olarak tanımlamak çok eksik kalır. O aynı zamanda müthiş bir fotoğrafçı, ozan, ressam ve filozof... 
Bu filmi de sinemadan öte etkileyici bir tirad, derin bir roman... Bende bıraktığı tat bu oldu.
Haluk Bilginer ve Serhat Kılıç'ın olağanüstü oyunculukları, seneryonun kurgusu, filmin dili... Sanatta ve hayatta yalınlık ve gerçeklik(doğallık) kadar etkilendiğim az şey olduğunu bir kez daha gösterdi bana.
Üniversite yıllarımdan aklıma kazınmış bir söz vardır: "Art is the imitation of nature." Bu filmde gerçek ile taklit arasındaki çizgi öyle silik ki, büyülenmemek imkansız...

NOT: Hayranlık duyduğum Türk yönetmenlerden Fatih Akın'ın ilk filmleri sonrakilere göre benim için hep daha özel kalmıştır... Bir zamanlar filmlerine bayıldığım Ferzan Özpetek ise son filmleriyle hayal kırıklığı yaşattı bende... Ancak Nuri Bilge her yeni işinde çıtayı biraz daha yükseğe koymayı başarıyor diye düşünüyorum...

Hiç yorum yok: