3 Ekim 2011 Pazartesi

New York'da yapmanız (ya da yapmamanız) gereken birkaç şey...



Son 8 sene boyunca usanmayıp her yıl gittiğim, en sonuncusunda ise iki ay yaşama şansı yakaladığım New York City üstüne ahkam kesme ve ucundan da olsa kendimi Newyorker hissetme şımarıklığını göstererek, aşık olduğum bu şehirle ilgili, geçtiğimiz yıllardaki post'larıma ilave olarak bir "to do and don't" listesi yaptım...

New York'da;
*Eğer ilk seferinizse, şehrin ruhunu yakalalayıp, içine girebilmek için en az 2 hafa kalmaya çalışın.

*Valizinizi hazırlarken en iddialı, en uçuk, en Carrie Bradshaw'vari kıyafetlerinizi yanınıza alın ve NY sokaklarında doyasıya salının. Emin olun kimse sizinle ilgilenmeyecektir. Tabii her an karşınıza The Sartorialist çıkıp fotoğrafınızı çekebilir:)

*NY, dünya üzerinde yabancı olup da kendinizi turist gibi hissetmeyeceğiniz ender şehirlerden. Bunun tek istisnası Empire State Building ve Statue of Liberty'nin tepesi... Çıkıp çıkmamak size kalmış... Ancak Liberty Island'a son derece turistik bir gezi yapmaktansa, Staten Island Ferry'e binip (üstelik yolculuk bedava) şahane Manhattan ve özgürlük heykeli fotoğrafları yakalayabilirsiniz.

*Her ne kadar NY dünyanın en "şehirli" kenti olsa da aynı zamanda bir parklar kenti... Central Park'ta gün batımında piknik yapmayı, Bryant Park'ta canlı piyano resitali eşliğinde öğle yemeği yemeyi, Washington Square Park'ta NYU öğrencileriyle birlikte kitap okuyup kahve içmeyi ihmal etmeyin.

*West Village'ın keyfini çıkarın. Rotanızı Bleecker Street'in kalabalığından Hudson Street'e çevirip tüm öğleden sonrayı civardaki butik, cafe ve kitapçılarda geçirin.

*NY denince akla (en azından benim aklıma) ilk gelenlerden biri de nefis cupcake'ler. En meşhurları Magnolia Bakery ve Baked by Melissa'da satılıyor ve her ikisinin de önünde hemen her zaman kuyruk oluyor. Ancak Magnolia Bakery'nin upper west side şubesi (bu yaz, evimiz hemen köşesinde olduğu için neredeyse her gün uğradım) her zaman daha tenha... Bunlar dışında da pek çok yer harika cupcake yapıyor. Benim favorilerim Amy's Bread ve Crumbs Bake Shop.

*Soho'ya gitmeden olmaz... Klasik Soho turunun ardından mutlaka Nolita'nın daha özgün butik ve cafe'lerine de uğrayın.

*Abercrombie markasına olağanüstü bir düşkünlüğünüz yoksa, lütfen mağazanın önünde çoğunu Japon ve Türk turistlerin oluşturduğu uzun kuyruklarda beklemeyin; gerçekten halleri biraz acıklı görünüyor. Onun yerine daha tenha olan Hollister'ı deneyebilirsiniz. Satış elemanlarının hepsi burada da aynı derece "hot"lar:)

*Görmek ve görülmek için  Boom Boom Room ve Standard Grill'e gidin.

*Yazın, açık hava konserlerini mutlaka takip edin.

*Müzelere mümkün olduğunca çok vakit ayırın. Pek çoğu o kadar zengin ki, değil saatlerce, günlerce gezmek yeterli olmuyor. (Ve unutmayın, "suggested price" alan bazı müzeleri -ki Metropolitan ve Museum of Natural History de bunların içinde- isterseniz 50 cent vererek dahi gezebilirsiniz.)

*Kitapçıları dolaşın, son derece uygun fiyatlara harika hard cover kitaplar alın. (Beğendiğiniz kitapların listesini yapıp, şansınızı Strand Bookstore'da da deneyin, aradıklarınızı normal fiyatların epey altına bulabilirsiniz.)

*NY, çoğunda kaliteli canlı müzik dinleyebilecğiniz sayısız jazz club'la dolu. Blue Note bir klasik, ama biraz fazla turistik derseniz, Smalls ve Village Vanguard, bazı geceler birkaç farklı program dahi bulabileceğiniz, son derece kaliteli yerler.

*Yemek konusunda tutucu davranmayın. Tüm dünya mutfaklarından lezzetler sunan yüzlerce restoranın bütçenize ve damak zevkinize uygun olanlarında mutlaka farklı lezzetler deneyin.

*Sokakta kamyonlarda satılan yiyecekleri denemekten de çekinmeyin. Özellikle önünde kuyruk olanlardan tereddütsüz birşeyler alabilirsiniz. Bazı şeflerin yiyecek kamyonları o kadar popüler ki, hangi gün nerede olacaklarına dair haftalık programları yayımlanıyor...

*Bir Upper West Side klasiği; Zabar's ve Soho Dean and Deluca'dan market alışverişi yapın.

*Union Square veya Colombus Av. farmers' market'dan sebze, meyve, çiçek alışverişi yapın.

*Adım başı rastlayacağınız, 24 saat açık Duane Reade'lerden kozmetik ve ilaç alışverişi yapın.

*Barney's ve Meat Packing District'deki Jeffry... Bütçeniz buralardan alışveriş yapmaya el vermese de mutlaka uğrayıp yılın modasının en zevkli seçkilerini görün. Muhtemelen karşılaşacağınız birkaç dünya starı da extra bonus olur. (Bu durumda cool bir newyorker gibi görünmek istiyorsanız, hiç istifinizi bozmadan elinizdekini incelemeye devam edin:)

*Brooklyn Park Slope'de bir cumartesi öğleden sonranızı geçirin.

*Zaten severdim, bu sene evimizin de orada olması nedeniyle tam bir Upper West Side fanatiği oldum. Colombus ve Amsterdam Avenue'ler 65. ve 85. street'ler arası, harika restoranları, küçük dükkanları ve sıcakkanlı "mahalle halkıyla" Manhattan'ın en hoş yerlerinden. Aynı mahalle duygusunu daha bohem bir semt olan East Village'da da hissetmek mümkün.

*Washington DC ve Philadelphia'ya günübirlik tur alın.

*Bol bol yiyin, için ve yürüyün. NY'un tadı en iyi yürüyerek çıkar. Yürürken de özgürlüğün, özgünlüğün, yaratıcılığın, hızın, devinimin havasını iyice doldurun ciğerlerinize...

11 yorum:

Selda dedi ki...

Cok güzel! Okurken yine gideyim, yine gezeyim, yine özgür olayim dedim. Tesekkürler :-)

Dudu dedi ki...

Ayse;
Icim sizladi yazdiklarini okurken. 2 yil yasadigim NY'u bana oyle guzel hatirlattin ki en guzel yerleriyle. Park Slope'u sevdin mi? Eski mahallem, huzur kosem :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Selda; ne güzel, umarım en kısa zamanda yine gidersin:)

Dudu; evet çok sevdim, bu yıl ilk kez gittim ve artık rutin NY rotalarımdan biri olacağı kesin:)

Burcu Çalışkan dedi ki...

3-4 madde hariç yapmış biri oalrka gittim yine oralara hatta bayram tatilinde tekrar gitmek için baskı yapan bir olarak işe daha sıkılmam gerektiğini fark ettim vanım çekti resmen :))

colette dedi ki...

NY beni korkutuyor :( Oğlum NY Universitesine başvurunca öyle korkmuştum ki anlatamam. Gitmeli görmeli ama galiba yaşamamalı ...

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Burcu; NY gezmekle bitmez, her seferinde yeni şeyler keşfeder insan:)

Colette; maalesef NY'la ilgili böyle ynlış bir kanı var. 80'li yıllarda gerçekten tehlikeli bir yermiş ama yaklaşık 20 senedir o haliyle hiç ilgisi yok NY'un. Hatta İstanbul'dan çok daha güvenli olduğunu söyleyebilirim. Tabii NY büyük bir eyalet, ben Manhattan'dan bahsediyorum(NYU da orada, son derece güvenli ve nezih bir bölgede, korkacak birşey yokmuş yani:) ama Staten Island ve Bronx gibi yerlerin çok da güvenli olmayan bölgeleri var...

Lolikokory* dedi ki...

► Oh süper bu yazıyı bir kenara not edip, vakti gelip gittiğimde yanımda götürmeliyim. Tur rehberim hazır geriye kalan uçak bileti, otel, para, yol arkadaşı, valiz vsvs =D Çok şey değillermiş :P

http://thisismynotebook.blogspot.com/

Selin Ergeçer dedi ki...

2 kere gittim, gezdim döndüm ama ruhum orada kaldı...Kesinlikle NY'a aşığım,ötesi yok. Yazını okurken içim acıdı, oralarda olmak istedim ve herbir satırını içime sindirdim, ilk fırsatta kendimi atacağım NY'ta tavsiyelerine kesinlikle uyacağım canım :))

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Lolikokory; asıl gerekli olanı bulmuşun:) gerisi detay zaten:))

Selin; Hislerini çok iyi anlıyorum. En kısa zamanda aşkına tekrar kavuşman dileğiyle:) sevgiler...

Müge Hestbaek dedi ki...

Ayşeeee!!!
Şimdi gördüm! Şahane bir liste olmuş. Bleecker Street'te kutu gibi bir ev istiyorum. Çok mu şey istiyorum?!!! Bu ay gidicektim sözde, olmadı. Bakalım hasret ne zaman bitecek. Gözlerim dolarak okudum... Bir gün kavuşacağız ama, biliyorum. :)))

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Müge; aynı şeyi ben de upper west'de istiyorum!:)Daha yeni döndüm sayılır ama şimdiden ben de özlüyorum... senin de hasretin en kısa sürede dinsin:)