30 Eylül 2010 Perşembe

Mutfakta beyaz

Kullanışlı, ferah, temiz, uyumlu...

















fotoğraflar: Ellen Mc Dermott, Hanah Simmons, Trine Thorsen, Kelly Mc Guill, Katie Sellers, Home Beautiful Mag., S. Frickle

28 Eylül 2010 Salı

Akrobat lamba

Yüksekliği ve açısı ayarlanabilen akrobat lambaları seviyorum. Hem çok kullanışlı, hem de sadece çalışma masasında kullanılmayacak kadar şık...


















fotoğraflar: Kelly mc Guill, Carolyn Barber, Morten Holtum, Domino Magazine, Richard Foulser


27 Eylül 2010 Pazartesi

Pastel boya renkleri

















fotoğraflar: Michael Partenio, Interior Divine, Sang An, Homes&Gardens, Appartment Therapy

20 Eylül 2010 Pazartesi

New York, New York


15 gün... Hem uzun hem de çok kısa bir süre, böylesine değişken, hızlı, yakalaması zor bir şehir için... Ard arda her yıl tekrarlanan altıncı seferiniz olsa bile, sizi şaşırtmayı, kandırmayı, büyülemeyi başaran bir şehir... 
Burada herşey gibi sanki zaman da hızlı akıyor ve her zaman geriye bir dahaki sefere yapılacak şeyler kalıyor.
Tatilimizin ilk haftası Can'la baş başa; sokaklar, Lego shop, müzeler, Lego shop, parklar, Lego shop, kitapçılar, Lego shop... şeklinde geçtiyse de, ikinci hafta bay H'nin gelişi ve Can'ın nihayet "doymuş" olmasıyla daha "yetişkin" bir hal aldı.
Bu yıl, çok sevdiğimiz Upper West Side'da bir otelde kaldık. Ve ben kendimi "You've Got Mail" filminde sanarak, Zabar's senin, H&H Bagels benim, Cafe Lalo senin, Gray's Papaya benim, West Side sokaklarına attım.
Günlerimiz, her seyahatimizde olduğu gibi, "yeme-içme" ekseninde gelişen "diğer aktiviteler" şeklinde geçti.

YEME-İÇME

Chelsea Market

Herkesin kendine göre bir seyahat planı vardır. Kimi uzun alışveriş listeleri yapar, kimi şehrin müze-sergi haritasını çıkarır, kimi doğaya, parklara vs. meraklıdır... İtiraf ediyorum bizim seyahatlerimize cafe, restoran ve hatta pazarlardan oluşan uzun bir yeme-içme listesi eşlik eder. Söz konusu New York olunca da bu konuda sonsuz seçenek vardır.
Bu yıl Upper West Side'da kaldığımızdan, ağırlıklı olarak bu bölgedeki mekanları denedik. Zaten westsider'lar o kadar keyifli yaşayan insanlar ki, bölge sayısız güzel mekanla dolu.
*Barney Greengrass tam bir west side klasiği. Kahvaltı için harika french toast ve sıcak bagel'lı sandviçler yapıyorlar. Sarabeth's, Good Enogh To Eat ve Cafe Lalo da kahvaltı veya öğle yemeği için uğranabilecek çok hoş kafeler.
*Five Napkin ve Shake Shack lezzetli burger yiyebileceğiniz iki popüler mekan. Ama bence ikisi de lezzet konusunda Le Parker Meridien Hotel'in içinde gizlenmiş olan Burger Joint'in yerini tutamaz.
*1 Eylül'de açılan Eataly çok popüler. Uzun kuyrukları göze alırsanız öğlenleri çok lezzetli İtalyan yemekleri yiyebileceğiniz, içinde çeşitli restoranlar olan, çok şık dev bir market. Yemek yenmese bile her lezzet düşkününün mutlaka görmesi gereken bir yer.
*Chelsea Market, o bölgedeyken birşeyler atıştırmak için mutlaka uğranması gereken yerlerden.


*Tribeca'da, Robert de Niro'nun ortağı olduğu meşhur Greenwich Hotel'in içindeki Locanda Verde İtalyan yemeği için ideal. Meat Packing District'teki Standart Grill de şu aralar çok in.
*Momofuku da şehrin popüler restoranlarından. Bir akşam, New Jersey'de yaşayan arkadaşım (30 yıllık!) Ece ile rezervasyonsuz şansımızı denedik, tutmayınca Soho'daki Novecento'da müthiş Arjantin biftekleri yedik.
*China Town'ın göbeğinde, tam bir Çin lezzeti: Joe's Shangai. Çin yemeği seviyorsanız kaçırmayın.
*Clinton Street Baking Co. ve Frankie's kahvaltı veya kahve molası için lezzetli ve popüler yerler.
*Cafe Gitane ve Cafe Habana Nolita'da, Dustin Hoffman veya Orhan Pamuk'a (ikisi de müdavimi) rastlayabileceğiniz iki güzel cafe.
*Time Warner Center'ın içindeki Per Se, Masa ve Porter House, epey önceden rezervasyon gerektiren, şehrin en şık ve pahalı restoranlarından.
*Pastis ve Balthazar, önceki yıllarda denediğimiz, lezzetlerini beğendiğimiz, ama artık "fazla turistik" bulduğumuz için uğramadığımız yerler.
*Her yıl uğramadan geçemediğimiz yerler ise; Katz Delicatassen(muhteşem pastrami), Taim (dünyanın en iyi falafel'i), Joe's Pizza (en iyi dilim pizza), City Bakery (double chocolate cookie), Soho Park Cafe (Soho'nun göbeğinde bahçe keyfi), Spotted Pig (güzel bölge, güzel yemek)


KÜLTÜR-SANAT

Sevdiğim adamlar/sevdikleri mekanlar

Can, 2. kez gittiği Moma ve Metropolitan'ı bu yıl teğet geçmek istedi Ama Interpid Deniz, Hava ve Uzay Müzesi'nde çok eğlendi.
*Her yıl olduğu gibi Strand Bookstore ve Barnes&Noble, özellikle bay H geldikten sonra en çok vakit geçirdiğimiz, kilolarca kitapla çıktığımız yerler oldu. 
*Bryant Park'ta çok güzel açık hava konserleri vardı.
*Bence New York'un en etkileyici binalarından biri olan Public Library'de binlerce kitap arasında vakit geçirmek de çok keyifliydi.
*Soho'daki galeriler her zamanki gibi etkileyiciydi. Andy Warhol, Bottero ve hatta Picasso orijinallerini satışta görmek insana gerçek üstü bir deneyim gibi geliyor:)

ALIŞ-VERİŞ

"Big Apple"dan bir parça ısırmadan dönmek imkansız:)

Geçen sene ekonmik kizin etkisiyle biraz "durgun" bulduğum Newyorker'lar, bu yıl çılgınca tüketme tempolarına geri dönmüş görünüyorlardı.
*10 Eylül'deki "Fashion's Night Out"da New York'lu fashionista'larla birlikte Soho'da olmak çok keyifliydi:)
*Şehrin en "in" butikleri hala Meat Packing District'te. Ama Soho'da yeni açılan Isabel Marant butiği ve Opening Ceremony de çok gözde. Chelsea'deki Limelight Market Place de birçok küçük butiğin yer aldığı hoş bir yer.
*Barney's in ayakkabı reyonu hem müthiş, hem de sık sık ünlülerle karşılaştığım için mutlaka uğradığım bir yer. Geçen yıllarda Penelope Cruz ve Martha Stewart'a rastlamıştım. Bu yıl ise Cameron Diaz'a:) Ama bütün cool Newyorker'lar gibi hiç istifimi bozmadım:)
*Benim gibi Manhattan dışına çıkmak istemeyenler için Century 21 ve Filene's Basement, şehir içinde, designer kıyafetler bulabileceğiniz outlet mağazaları. Ancak çok kalabalık ve keyifsiz bir alışveriş deneyimi olduğunu söylemeliyim. 
*Bir zamanlar Japon turistlerin Louis Vuitton mağazaları önünde oluşturdukları uzun kuyrukları, bu yıl Japon ve Türk turistlerin Abercrombie ve hatta Magnolia Bakery'nin önünde oluştuğunu hayretle gördük.




GURME NEW YORK

Denizden çıkan herşeyi yiyebilirim:) Katz'ın pastramisi kesinlikle alışkanlık yaratıyor...

Ekonomik krizden sonra, sokakta kamyonlarda satılan yiyecekler çok popüler...

 
CENTRAL PARK'TA BİR GÜN




RENKLİ NEW YORK




New York'un çiçekleri

BROOKLYN

Bu yıl ilk kez, birkaç saatliğine de olsa Manhattan dışına çıkıp Brooklyn'in en canlı sokaklarından Court Street'de küçük bir gezinti yaptık.

VEE, NEW YORK'DA BİR VİTRİN...




17 Eylül 2010 Cuma

"Home sweet home"

New York günleri bitti, ama New York tabii ki bitmedi... Kafamda uçuşan yeni fikirler, izlenimler, ilhamlar ile şimdi evde uyum/uygulama zamanı...


















fotoğraflar: Joanna Henderson, Country Living Mag., Simon Bevan, Tavern Agency