31 Mayıs 2010 Pazartesi

Tencere asmaca

Mutfakta asılı tencereler... Düzen tutkunları için pek hoş bir görüntü olmayabilir ama, kullanım açısından pratik olduğu kesin...


















fotoğraflar: Katie Sellers, Copper Pots, James Carriere, GP Schaffer, Michael Partenio, Keith Scott Morton


28 Mayıs 2010 Cuma

Yaz sofraları

İtalya notları bitti... Bugün, cıvıl cıvıl yaz sofraları...


















fotoğraflar: Amy Neunsinger, Mark Scott, Martin Caderblad, Trine Thorsten, Tricia Joyce



27 Mayıs 2010 Perşembe

İtalya notları 3 (Venedik)

İtalya gezimizin son durağı, Venedik. 20 sene önce ilk karşılaşmamızda güzelliğiyle beni adeta büyüleyen şehir, bu defa biraz içimi burktu. Tabii kanallar, köprüler, binalar... hep aynı. Şehir o kadar sıkı yasalarla korunuyor ki, izinsiz bir çivi çakmak dahi mümkün değil. Ancak öyle bir turist istilası altında kalmış ki, artık sokaklarda yürümek bile zor. Yine de büyüleyici görüntüleriyle dünyanın en etkileyici yerlerinden biri olmayı başarıyor Venedik.





Ünlü San Marco Meydanı. Dükler Sarayı, Bazilikası ve çan kulesiyle tüm kalabalığa rağmen hala nefes kesici.


Venedik denince akla gelen ilk şey gondollar. Bizim, siesta vaktinde, sakin kanallar arasında, kuş sesleri eşliğinde yaptığımız gondol sefası, günümüzün en keyifli bölümüydü. (Sadece Venedik'te değil, tüm İtalya'da siesta geleneğinin devam etmesi bana şaşırtıcı geliyor. Saat 13:30-15:30 arası her yer kapalı, İtalyanlar kestiriyor:)


Venedik, birbirine yüzlerce köprüyle bağlı küçük adacıklardan oluşuyor. Büyük Kanal'ın iki ucunu bağlayan Rialto Köprüsü, en eski ve ünlü köprülerden biri.


Rialto Köprüsü'nden Büyük Kanal'a bakış... Buradan San Marco'ya uzanan yollar, iğne atsan düşmeyecek kadar kalabalık.


Canneregio bölgesi, turistlerin fazla gitmediği, daha çok yerli halkın yaşadığı -ki Venedik'te yaşayanların sayısı gittikçe azalıyor, artık şehir yaşlı Venediklilerle turistlere emanet- ancak çok güzel bir bölge. Biz dolaşmak için daha çok Cannaregio'nun sakin sokaklarını tercih ettik.



Ve tabii Venedik'in simgelerinden biri maskeler, her yerde karşınıza çıkıyor...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

İtalya notları 2 (Como)

Milano'ya yarım saat mesafedeki Como Gölü, Alp Dağları'nın eteklerinde, çam ormanlarıyla çevrili, etrafında dizili irili ufaklı yerleşim birimleriyle harika bir yer. Gölde yaptığımız bir saatlik tekne turu boyunca gördüğümüz manzaralardan büylenmemek münkün değildi. Yeşil ve mavinin her tonu, müthiş şıklıktaki kasabalar, görkemli evler... Sadece İtalya'nın değil, tüm dünyadan pek çok "zengin/ünlü vs." kişinin (George Clooney de bunlardan biri) ev almak için neden burayı seçtiğini anlamak hiç de zor değil.












Gölün çevresindeki ana yerleşim birimi, göle de adını vermiş olan Como kasabası. Buranın merkezinde tarihi binaları ve anıtıyla Piazza Cavour yer alıyor. 




Piazza Cavour'un hemen yakınında 14. yüzyıldan kalma, Gotik Duomo yükseliyor.




Como'nun meydanına açılan zarif sokaklarda şık mağazalar ve cafe'ler var.






Bellagio, gölün çevresinde görülmeye değer bir başka kasaba. Buraya Como limanından kalkan teknelerele yaklaşık 45 dakika süren keyifli bir yolculukla varmak mümkün.
Bellagio'nun dar ve yokuşlu yolları, rengarenk binalarla çevrili.



Ve oğlumun objektifinden ben:)


NOT: Bellagio'dan sonra bir de Menaggio'ya kısacık uğradık. Pek fazla göremesek de, oranın da güzel ve diğerlerine oranla daha sakin bir yer olduğu belliydi.


25 Mayıs 2010 Salı

İtalya notları 1 (Milano)

Beş günlük İtalya gezimizin merkezi, yıllar önce sadece birkaç saatliğine uğradığım, ama o birkaç saat içinde dahi zarafetine hayran kaldığım Milano oldu. İki gün boyunca her köşesini gezdiğimiz şehre neden "dünyanın en şık şehri" dendiğini bu sefer daha iyi anladım. İtalya'nın en zengin şehirlerinden biri olan Milano'da insanlar, sokaklar, binalar... her şey son derece şık ve bakımlı. 


Milano'nun simgesi sayılan iki yapı; Duomo ve Galleria. Yapımına 1386'da başlanan Duomo dünyanın en büyük Gotik katedrallerinden biri. Galleria Vittorio Emanuele II ise bir alışveriş merkezi olarak tasarlanmış. Bugün de içinde Louis Vuitton'dan Prada'ya pek çok markanın mağazası var. (1877'de inşaatının bitimine bir yıl kala mimarının cam çatıdan düşerek ölmesi buraya trajik bir hava veriyor.)



Navigli; Milano'nun son yıllarda çok gözde olan, daha çok sanatçıların tercih ettiği bohem semti. Nehir boyunca uzanan sokaklarda şık kafeler, küçük butikler ve antikacılar dizili.



Milano demek moda ve alışveriş demek. Via Montenapoleone ve Via della Spiga şehrin en şık iki caddesi. Christian Dior, Chanel, Gucci, Armani, Etro... hepsi burada. Mağazalar arasında dolaşırken her hallerinden model oldukları belli olan  -2 beden 1.80'lik kızlar görmek mümkün. Corso Como'daki 10 Corso Como ise ününü hak edecek derecede şık bir mağaza. Yüzlerce harika kıyafet, ayakkabı, çanta, takı... Onlarca tasarımcı... Ama ben en çok Alaia'nın elbiselerini sevdim:)
Brera da şehrin en canlı ve güzel semtlerinden biri. Güzel sanatlar akademisinin bulunduğu bölgede, sanat galerileri, alternatif butikler ve şık cafe'ler var.




Ve tabii Milano demek, nefis yemekler, yemyeşil avluların içinde görkemli binalar ve turuncu tramvaylar demek. 




Şehirdeki son günümüz; Inter, Şampiyonlar Ligi finalini kazanarak kupayı kucakladı. Mecburen biz de taraftarlarlarla birlikte bağırdık: Campione Inter!




Ve bizi Milano Merkez İstasyonu'ndan alarak Como ve Venedik'e ulaştıran hızlı tren...


NOT: Milano'daki en önemli sanat eserlerinden biri, Santa Maria delle Grazie kilisesindeki, Leonardo da Vinci'nin meşhur "Son Akşam Yemeği" adlı duvar resmi. Maalesef biz hevesle gittiğimiz kiliseden eli boş döndük. Ziyaret rezervasyonla yapılıyormuş ve ilk randevu 2 hafta sonraya veriliyordu. Gidip de görmek isteyenlere duyurulur. 


24 Mayıs 2010 Pazartesi

Venedik aynası

Ayağımda hala Venedik'in tozları... Bugün, çerçevesi de kendisi gibi kristal camlı, süslü Venedik aynaları... İtalya notları ise yakında...


















fotoğraflar: Anders Gramer, Homes&Gardens, Katie Sellers, Lisa Romerein, Pia Ulin, Your Home Magazine

18 Mayıs 2010 Salı

Küçük bir mola


İzninizle 5 günlük küçük bir mola alıyorum... İtalya'yı çok severim. Yaklaşık 20 sene önce annemlerle yaptığımız İtalya turundan beri bu ülke her gidişimde beni büyülemeyi başarmıştır. Sonraki yıllarda bütün yollar Roma'ya çıkar misali, bay H ile birlikte yolumuzu birkaç kez Roma'ya düşürmeyi başardık. Bu sefer Can da bizimle... İstikamet ise Milano, sonra keyfimize göre ver elini Venedik, Como, belki bir de Cenova...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Konforlu odalar

Her şeyin yerli yerinde ve düzen içinde durduğu; adeta bir otel odası konforu sunan ferah ve aydınlık yatak odalarını seviyorum...


















fotoğraflar: Keith Scott Morton, Kimberly Seldon, P. Howard


16 Mayıs 2010 Pazar

Canlı renkler -2-

Pembe, mavi, turuncu, mor... En canlı tonlarıyla bir arada...


















fotoğraflar: Max Attenborough, Amanda Nisbet, Trine Thorsten, Marie Claire Maison, Kate French