27 Aralık 2010 Pazartesi

Frida & Diego & Beyoğlu & vs...


Ne zamandır merak ettiğim ve geçen perşembe başlayan Frida&Diego sergisi için haftasonu ilk iş Pera Müzesi'nin yolunu tuttuk. Sergi güzel, ama bana göre biraz zayıftı. Benim asıl merak ettiğim dönem olan, Frida'nın trafik kazası geçirdikten sonra resme başladığı ve acı içindeki günlerini resmettiği otoportreleri yoktu mesela. Adından da anlaşılacağı gibi bu sergi, daha çok Frida Kahlo ile Diego Rivera'nın sansasyonel aşklarını anlatan resimlere odaklanıyor. Yine de 20 Mart'a kadar görülmesini tavsiye ederim:)
Havanın da güzel olmasını fırsat bilip, müze çıkışında küçük bir Beyoğlu turunun ardından, son ayların popüler semti Şişhane'de açılan restoranlardan birini denemeye karar verdik. Can'ın da rahat seçim yapabileceğini düşünerek Big Chefs'i tercih ettik. Ancak girer girmez dekorasyonu ve ambiansını çok beğendiğimiz mekandan çıkarken üçümüzün ortak fikri, yemeklerin ambians kadar başarılı olmadığıydı. Ardından hızımızı alamayıp, bir-iki işimizi de halletmek için Nişantaşı'nın yolunu tuttuk. Adeta bir sokak partisi havasında olan Abdi İpekçi'deki favorimiz ise, önündeki masalarda oturup kahve-çikolata keyfi yapılabilen Godiva'nın yeni mağazasıydı.

NOT: Geçen hafta, ne zamandır methini duyduğum, Citys'in üst katındaki Limonata'ya da gittim nihayet. Genelde İzzet Çapa imzalı mekanların çok tarzım olmadığını düşünsem de, yüksek tavanları ve etkileyici manzarasıyla Limonata'yı sevdim.

11 yorum:

NiLaY dedi ki...

manzara deyince limonata merak uyandırdı içimde :) bir gidip görmekte fayda var..

AidaSalem dedi ki...

:)

Güzel bir cumartesi olmuş. Nişantaşı'nda karşılaşabilirmişiz.

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Nilay; umulmadık bir manzara var gerçekten Limonata'da:)

Aida; sonunda bir gün gerçekten karşılaşacağız:))

Zuzu dedi ki...

Ocak sonu gibi ben de düşünüyorum İstanbul'daki bu sergiye gitmeyi. Sayenizde beklentilerimi yüksek tutmadan gitmem gerektiğini anladım:)Teşekkürler.

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Zuzu; yanlış bir izlenim de yaratmak istemem, sergi gayet güzel, sadece ben özellikle görmek istediğim birkaç resmi göremediğim için küçük bir hayal kırıklığı yaşadım.

A. dedi ki...

merhaba,
blogunuzu cok sevdim. new yorktayim bir kac ayligina, bir suru notlar aldim blogunuzdan, gidip deneyecegim.
sevgiler,

Ayşe Şakarcan dedi ki...

A; çok teşekkürler ve iyi keşifler:)

yeşocan* dedi ki...

yorumların nasıl da güzel..paylaşımlarını ve sahip olduğun -farklı tadı- merakla ve keyifle takip etmeye devam ediyorum can ayşecanım!

frida gelecek duraklarımdan biriydi burada tazecik bir yorum görmek -hele ki senden yana olması- çok iyi oldu.
teşekkürler bir dolu!
:)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Yeşocancan; çok teşekkürler, senin de "sesini" duymak çok güzel:)

Dudu dedi ki...

Sekercan Hanimcim;
Karsilasmamiz an meselesiymis megerse. Biz de Istanbul'a gelir gelmez, hemen solugu Pera'da aldik ve sergiyi gezdik. Ilk defa Frida sergisi gezen Amerikali misafirlerimizin cok hosuna gitti. Daha once Washington'da bir muzede, sadece 1 tanecik Frida eseri gorup, hevesim kursagimda kaldigi icin ben sergiden mutlu mesut ayrildim.
Baska bir aksam da Big Chefs'e gittim ama sonuc hayal kirikligi. Dizaynlar, dekorasyon (ozellikle xmas zamani), ince ince detaylar cok guzeldi ama yemekler fisssss! Fiyatlara oranla porsiyonlarin ve lezzetin kalitesi-kucuklugu cok barizdi. Bir servis elemani olarak da, servisi pek feco buldum:))
Yemekteyiz'den bildirdim canim, soz sende :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Duducum, öncelikle hoş geldin, hem İstanbul'a hem de bloğuma:) Ne zamandır yorumlaşmamıştık, özlemişim:)
Big Chefs hayalkırıklığı gerçekten, menüdeki yemek fotoğrafları çok başarılıydı ama gerçekleri bizi de hiç tatmin etmedi. Servis de dediğin gibi kötü, maalesef bir Türkiye servis gerçeği -genelde kepabçılarda olur ama- garsonun ter kokusundan durulmuyordu:(