28 Haziran 2010 Pazartesi

Blogger vs gazeteci

illüstrasyon: Dörtişlem

Cuma günü Sabah Gazetesi online kadın dergisi Cafe Ruj’un editörü Miray Uçar’dan bir telefon aldım. Blogger’lar ve yazılı basın arasında esen “soğuk rüzgarlar” ile ilgili, eski bir dergici olarak benim de görüşlerimi almak istediklerini söylüyordu. Oturdum, düşündüm. Her ne kadar artık işin blogger tarafında yer alsam da, çuvaldızı bu tarafa batırmam gerektiğine karar verdim ve aşağıdaki yazıyı gönderdim Cafe Ruj’a.


Eski dergici, yeni blogger olarak gazetecilik vs. blogger’lık tartışmasına tam orta noktadan bakabildiğimi sanıyorum. Öncelikle bu iki konumun sık sık karşılaştırılmasına rağmen çok temel farkları olduğunu düşünüyorum. Blog'lar, isteyen herkesin, hiçbir yeterlilik aranmadan, tüm fikirlerini herhangi bir süzgece, sansüre, politikaya takılmadan ifade edebileceği, tamamen özgür ve kişisel mecralar.

Bu özgürlüğün de iyi ve kötü anlamda yansımaları oluyor tabii. Başarılı örneklerin yanında, son derece özensiz, baştan savma, özgünlük ve yaratıcılıktan uzak, en temel yazım kurallarının bile uygulanmadığı blogların çoğunlukta olduğu bir gerçek. Ancak özellikle yurt dışında, bu işi ciddiye alan, bir dergi mantığıyla yaklaşan (bundan ciddi anlamda paralar kazanan) modaya, tüketime, kültürel ve sosyal hayata yön veren pek çok blogger var. Bunların etkinliği yadsınamaz. Zaten bu gücü fark eden pek çok marka ve basılı yayın organı bu kişilerle işbirliğine girmiş durumda. Artık neredeyse tüm dergilerin, gazetelerin bloglara ve blogger’lara ayrılmış bir bölümü ve kendi blog’ları var. Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, ticari çıkarlarımıza uysun ya da uymasın, çağa en hızlı ayak uydurabilenler kazanacaktır yine. Ancak ben bayiden aldığımız gazete ve derginin gücüne/okuma keyfine hala çok inanıyor, bunun kolay kolay yok olamayacağını düşünüyorum.

Sanırım eski dergici olmamdan kaynaklı, benim blog’larla ilgili en çok takıldığım konuların başında kopyacılık geliyor. Görüyorum ki öne çıkan pek çok blogger, içerik ve üslup olarak onlarca “kötü taklit” yaratmış durumda. Bir de özellikle görsel malzeme kullanımında çok nadir olarak kaynak belirtiliyor. Ve tabii sürekli yapılan inanılmaz imla hataları, baştan savma ve düzeysiz içerik ve üslup da beni çok rahatsız ediyor.

Eğer gazeteciliğin tanımı bilgilendirmek, haberdar etmek, özgün görüş bildirmekse tabii ki her blogger gazeteci sayılamaz. Maalesef var olan blog’ların çoğunluğu, BBG evinde olduğu gibi, sadece gözetleme duygumuza hitap eder nitelikte.

 Tüm bu olumsuzlukların yanında, ben, medyada blog’ların öneminin giderek artacağını, bizde de nitelikli blog’ların çoğalmaya başladığını düşünüyorum. Neticede herkes kendisine hitap edeni seçip takip etme, beğenmediğini de görmezden gelme hakkına sahip. Ancak lütfen şunu unutmayalım: Profesyonel veya hobi amaçlı olması çok fark etmez, boşluğa yolladığımız tüm post’lar biraz olsun özeni hak ediyor





14 yorum:

EV DEKORASYON HOBİ dedi ki...

Sevgili Ayşe Şakarcan,
Yazdıklarınıza katılıyorum.Dergi okumanın yeri başka..Diğer yandan,Dekorasyon,moda gibi bloglarda ister istemez resimler başka yerlerden alıntı oluyor.Ama kendi yorumlarını ve bilgi aktarımlarını kullanarak yazmaları önemli..Hobi olarak yaptıgım ahşap boyamalarımı yayınlamakla blog işine başladım.Amacım,öğrendiklerimi başkalarına aktarmaktı.Ama kaynak gösterilmeden benden çalıntı birçok kopya site oluştu.Blog işinde yine de bilgilerin paylaşımı önemli...Sevgiler.Aida

Socrates Junior dedi ki...

Söylediklerinizin neredeyse tamamına katılıyorum.

Dışavurum dedi ki...

Dedikleriniz bence de doğru , ama ben aynı eleştirileri gazete,dergi ve televizyonlarda da görüyorum.
Bu işi profesyonel olarak yapan ve ekip halinde çalışan insalar bile kopyacı , özensiz ,taraflı ve kalitesiz işler çıkarabiliyorlar.

Blog işi bireysel ve bir çok insan için birkaç yıllık süreç, zamanla (hepimiz için)belli standartlar oturacak diye ümit ediyorum.

Böyle bir konuya dikkat çektiğiniz ve paylaşımınız için teşekkürler.

ALACATI dedi ki...

Bu konuda size katiliyorum. Dergi, kitap, gazete bunlarin keyfi alip okumakla daha bir baska. Ama bloglardan da olumlu olumsuz pek cok sey ogrendigimiz bir gercek. Dediginiz gibi insanlar paylasimlarini birkez daha dusunup ve ozenli yapmalilar, sonucta kisisel, modasal, kulturel ve yasamsal seylerin paylasildigi bir yer olan bloglar saygi, sevgi ve nezaket kurallari cercevesinde olmalilar. Paylasiminiz icin tesekkurler boyle bir konuyu..Sevgiler,

Kitchen Witch dedi ki...

Sevgili Ayse hanim,
dediginiz gibi yaziniz gazetecilik ve bloggerciligin tam orta noktasinda durmus.Blog dunyasinda insanlarin becerilerini, tecrubelerini,yeni haberleri, kendi yasamlarini veya begendiklerini paylasmalarini seviyorum. Bazi bloglar fazlasiyla kopyaci olabiliyorken bazilari ise ogretici paylasimlariyla bir cok takipci kazaniyor. Dergi okumanin keyfi tabiki yadsinamaz ama imla hatalari olsa da samimiyetle kendi hayatlarini ve becerilerini paylasan blogcularin takipcisi olmak hosuma gidiyor.Ayrica bilmem nekadar siki ve uzun omurlu olurlar ama dostluklarinda kazanildigini dusunuyorum. Boyle baktigimiz zaman da gercekten cok iki farkli mecra olduklarini gorebiliriz.

Burcu dedi ki...

Yazdıklarına katılmamak mümkün mü? Bende dergi veya gazeteyi elime alarak okumanın keyfini başka bire şeye değişmem. Blog dünyası da dediğin gibi biraz özeni hak ediyor. Zaten taklit ve özensiz bir çok işin arasından rahatlıkla sıyrılacak bloglar artmaya başladı artık çıta yükseliyor.

fotograf penceremden dedi ki...

ben eski bir blog okuyucusum aslında eskiden reklam yada abukça hediye verme şeylerı yoktu simdi bakıyorum da ya mıllet bırbırının reklamını yapıyor ve bır de haberı yokmus gıbı yorumlar goruyorum guluyorum sadece çizgisyle beğendiklerim farklı bır bakıs acısı olanların tarzı ve kalemlerıyle okuyorum takıp edıyorum

yazını cok begendım ayrıca :)

NiLaY dedi ki...

yazın gerçekten çoğu gerçeği ortaya koymuş blog camiasının o nekadar giderilmeye çalışılırsa çalışılsın ortada kalan sanallığı kesinlikle gazete ve dergi okumayı daha cazip kılıyor benim için.. blog kalitesine gelince ben çok da karamsar değilim sayı artıyor ama kaliteli işler bu kalabalıkda yine de sıyrılmayı biliyor.. burada okuyuculara da tabii ki çok iş düşüyor hakedene hakkını vermek gibi :)

zeynep dedi ki...

söylediklerin çok doğru ayşecim, katılmamak elde değil.. kopya bloglar malesef var..ve bloglar birazdaha özeni hakediyor kesinlikle..

yeşocan* dedi ki...

"tip to toe!"
dedim içimden yazına sonuna kadar hak verirken Ayşecanım!
bu konuyu böyle gerçekçi ve yalın bir dille özetlemiş olman bence harika olmuş!

henüz 1 yıllık bir blogger bile değilken, az çok neyin ne olduğunu 2 senedir takipte olduğum blog dünyasından anlaybiliyorum..
kaliteli ve özenli iş yapanlar her şekilde sıyrılmayı bilecektir..tıpkı değindiğin gibi canımbenim..

böyle güzel bir yazıya teşekkürüm en içtenindir ;)

ayci dedi ki...

AYNEN

Evren dedi ki...

bu konuda okuduğum, en güzel yaklaşımlardan biriydi.
ben diyorum ki bloglar için; yansımamızdan ötesi değil. neysek, öyle yansıyoruz boşlukta.

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Evren; ben de senin cümleni çok sevdim. Gerçekten de neysek öyle yansıyoruz boşlukta...

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar Neslihan