27 Mayıs 2010 Perşembe

İtalya notları 3 (Venedik)

İtalya gezimizin son durağı, Venedik. 20 sene önce ilk karşılaşmamızda güzelliğiyle beni adeta büyüleyen şehir, bu defa biraz içimi burktu. Tabii kanallar, köprüler, binalar... hep aynı. Şehir o kadar sıkı yasalarla korunuyor ki, izinsiz bir çivi çakmak dahi mümkün değil. Ancak öyle bir turist istilası altında kalmış ki, artık sokaklarda yürümek bile zor. Yine de büyüleyici görüntüleriyle dünyanın en etkileyici yerlerinden biri olmayı başarıyor Venedik.





Ünlü San Marco Meydanı. Dükler Sarayı, Bazilikası ve çan kulesiyle tüm kalabalığa rağmen hala nefes kesici.


Venedik denince akla gelen ilk şey gondollar. Bizim, siesta vaktinde, sakin kanallar arasında, kuş sesleri eşliğinde yaptığımız gondol sefası, günümüzün en keyifli bölümüydü. (Sadece Venedik'te değil, tüm İtalya'da siesta geleneğinin devam etmesi bana şaşırtıcı geliyor. Saat 13:30-15:30 arası her yer kapalı, İtalyanlar kestiriyor:)


Venedik, birbirine yüzlerce köprüyle bağlı küçük adacıklardan oluşuyor. Büyük Kanal'ın iki ucunu bağlayan Rialto Köprüsü, en eski ve ünlü köprülerden biri.


Rialto Köprüsü'nden Büyük Kanal'a bakış... Buradan San Marco'ya uzanan yollar, iğne atsan düşmeyecek kadar kalabalık.


Canneregio bölgesi, turistlerin fazla gitmediği, daha çok yerli halkın yaşadığı -ki Venedik'te yaşayanların sayısı gittikçe azalıyor, artık şehir yaşlı Venediklilerle turistlere emanet- ancak çok güzel bir bölge. Biz dolaşmak için daha çok Cannaregio'nun sakin sokaklarını tercih ettik.



Ve tabii Venedik'in simgelerinden biri maskeler, her yerde karşınıza çıkıyor...

12 yorum:

HAYATIMDAKI D'ler-Pınar dedi ki...

Biz Aralık'ta gitmiştik...HAyatımda bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum...Kafelerden çıkamamıştık...
Bir daha gitmem şart İtalya'ya..

Meral Erdoğan dedi ki...

aysecim, ne kadar rahat anlatmissin... okurken hissediliyor. yine her sey cok guzel... kalabalik gercekten dusundurucu boyutlardaymis :)

lolipu dedi ki...

Yine çokk güzelllll, yine çokk güzell:))) Seneler evvel ben lisedeyken okulun halk oyunları ekibi ile İngiltereye otobüsle gitmiştik. Gecenin bir yarısı Venedik'te durup ara sokaklarında gezmiştik. Gece gece ne anlamı varsa:)))

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Pınar; ben de bir kaç yer için aynı şeyi hissediyorum.Çok soğukta da anlaşıımıyor gerçekten fazla bir şey... tekrar gitmen dileğiyle:)

Meralcim, çok teşekkürler:)

Lolipu; sağol, sağol:))

vintage peony dedi ki...

Fotoğraflar ve anlatım muhteşem olmuş..

Ayşe Şakarcan dedi ki...

vintage peony; teşekkür ederim:)

yeşocan* dedi ki...

güzel Ayşecanım!
harika bir anlatım ve görsellikle içimin yağlarını şıpır şıpır damlatıverdin sahiden!
çok güzel ellerine, dillerine, yüreciğine sağlık güzellik ;)

bu maskelerden bende de olunca daha az imrenerek baktım ehehehe :D
ama bu güzel sokakları ben de arşınlamak istiyorum elimde profesyonel bir yavrukuş'la ;)

öpüyorum gülyüzünden tatlım :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Yeşocancan; her zamanki tatlılığınla şımartıyorsun beni:) Elinde en güzelindeni en profesyonelinden bir yavrukuş, bir an önce arşınlaman dileğiyle istediğin tüm sokakları...:)

AidaSalem dedi ki...

Ne güzel fotoğraflar! İçim sıcacık oldu. Aslında düşündüm de Como'da blogger zirvesi yapabiliriz ;)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Aida,; harika olur, ben varım:))

Müge Hestbaek dedi ki...

Venedik'e bayılırım. Yazını da severim kışını da... Lağım patlayıp her yere iskele kurulunca bile severim. B..nu bile severim yani! :))) 4 sene oluyor gitmeyeli... Eskiden çok sık giderdim. Özellikle de karnaval zamanı... O eski fotoları bulayım da balo fotolarını koyıyım bir ara Mügemmell'e...

Geçen sene Como'daydım. Clooney'i görmedim fakat yine de çok güzeldi :)

Senin fotolara bayıldım bayıldım! çok güzel bir gezi olduğu belli... İçine sinsin Ayşeciğim... Beyaz iskemleli taş duvarlı cafeye de ayrıca bayıldım :))))

Aida'ya da katılıyorum, taş duvarlı kafede buluşalım diyorum, uyar mı?

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Uyar, uyar Müge:) zaten Como'ya ilk fırsatta tekrar gitmek istiyorum:))