5 Nisan 2010 Pazartesi

Edep


Artık bu ülkede Elif Şafak’ı tanımayan, Aşk’ı okumayan kalmamıştır herhalde. Ben kitaplarını zaten okur ve beğenirdim Şafak’ın. Aşk’ı da severim. Biraz fazlaca popülerleşmiş her iş gibi, bazı entellektüel çevreler tarafından ağır eleştirilere maruz kalsa da, bana iyi gelen kitaplardan biri olmuştur. Şems’in, Tasavvuf’un kısa bir özeti sayılabilecek 40 altın kuralına ise hala zaman zaman döner bakarım.
Bugün ise Aşk’tan bahsetmek değil amacım. Elif Şafak’ın Haber Türk gazetesine yazdığı Pazar yazılarından birinden alıntıları paylaşmak istiyorum. Geçen yaz yayımlanan bu yazıyı o kadar sevdim ki, o günden beri not defterimin içinde benimle birlikte dolaşır durur.
Ben üşenmedim yazdım, siz de üşenmez okursanız sevinirim…

Edep
“Türkçenin en güzel kelimelerinden biridir “edep”. Bir başka dile nasıl çevrilebileceğini sorsalar şöyle bir duraksarsınız… Birebir karşılık bulmakta zorlanırsınız. Bulduğunuz hiçbir kelime onu tam olarak karşılayamaz sanki. Aynı lezzeti, aynı sesi vermez. Bu dört harften ibaret kısacık kelime koskoca bir mana denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya.
Edep ya Hu edep!
Bu kelimenin ses tonu adeta önceden ayarlanmıştır. Ancak fısıltıyla karışık söyleyebiliriz. Ancak sakin bir edayla...Peki nedir edep? Tasavvuf'un yüzyıllardır baş tacı ettiği bu kelime nasıl oluyor da hem bu kadar göz önünde aleni; hem de kapalı bir kutu, adeta bir sır bize?
Haddini aşmamak, kalp kırmamaktır edep. Sadece o değil; haddini aşıp kalp kırmaktan ödünün patlaması demektir. İstisnasız ayırımsız her insan, her canlı varlık, tıp tıp atan her yürek, avuçlarımızın arasında tuttuğumuz billur bir kasedir. Düşürmekten, düşürüp de kırmaktan öyle korkarsın…
Dedikodudan, haksızlıktan ve ithamdan uzak durmaktır edep… İnsan-hayvan, canlı-cansız veya önemli-önemsiz, zengin-fakir ayırımı yapmadan etrafına hoş bir nazarla bakmak; “eyvallah” diyebilmek, “eyvallah” kelimesi üzerine kafa yormaktır.
Bilmediğin konuda susmak, bildiğin konuda ahkam kesmemektir edep… En cahil görünen insandan bile öğrenecek bir şeyin vardır elbet. Edep bunu unutmamaktır.
İnsan ayrımı yapmamaktır edep. Sokaktaki bir berduşun yanında da, Karun kadar zengin ya da Süleyman kadar muktedir görünenin yanında da aynı sakin idrakla durabilmek; saydam ve şeffaf olabilmek; girdiğin mekana ya da konuştuğun adamın nabzına göre laf değiştirmemek, ince hesap bilmemektir edep.
Aşırılığa gitmemektir edep. Hileden, desiseden, yalandan ve zorbalıktan hazzetmemek; kimseyi aptal yerine koymamak, aşağılamamaktır… ve ha bire BEN demekten vazgeçmektir edep.
Edep bir ahenk meselesidir. Akord edilmektir… Ahenk içinde olmak demektir. Tabiatla, kainatla, yaradılışla, bütünle ve katreyle sürekli uyum…
Gün içinde ha bire koşturmaktayız ya, edep kelimesi aklımızın ucundan dahi geçmez. Birbirimizi ite kaka, koştura koştura, hep ama hep geç kalırız bir yerlere. Derken tüm hengame içinde, beklenmedik bir anda ve yerde edep sahibi biri çıkar karşımıza. Duraklarız. Şaşırırız. Sahici olup olmadığından hemen şüphe ederiz. Belki de rol yapıyordur. Kafamızın içinde bin bir tilki dolaşır. Gerçek olup olmadığını anlamak için etrafında döner, gözlerimizi kısar inceleriz. Ama ne vakit ki anlarız karşımızdaki hakikaten edep sahibi, indiririz yelkenleri. Tanırız edebi aslında, görür görmez tanırız.
Bulaşıcıdır edep. Tebessümle bulaşır. Gülümseyen bir insan karşısında biz de elde olmadan gülümseyiveririz. Çatık kaşla dolaşmaya alışkın yüzümüzün kasları gevşeyiverir. Edep insandan insana geçer. Aynadan aynaya yansır.
Hoyratız birbirimize karşı. Ve sağımız, solumuz, önümüz, arkamız hoyrat. Yolda yürürken birbirimize bakışımız, evlerimizin çatısı altında birbirimizden söz edişimiz; konuşmalarımız, dedikodularımız, ithamlarımız, önyargılarımız, zanlarımız, yaftalamalarımız, dışlamalarımız… hep ama hep hoyrat. O kadar çok hırpalıyoruz ki birbirimizi, öylesine hırçın bir ikilemdeyiz ki… Halbuki bu arada uzaktan bir yerden sesleniyor eski mi eski bir öğreti. Tembihliyor usulca.
“Edep ya Hu edep!”

Aylardır sakladığım bu yazının bugün ortaya çıkmasının nedeni ise; hayatta tanıdığım en edep sahibi insanlardan biri, canım arkadaşım Şule’nin bir ameliyat geçirecek olması. Siz de dualarınızı yollarsanız çok sevinirim…

16 yorum:

zeynep dedi ki...

Bu yazıyı kaçırmışım, iyi ki yayınladınız. Edep kelimesi benim için de özeldir. Anneannem çok sık kullanır, bana hep onu hatırlatıyor bu kelime... Arkadaşınıza başarılı bir ameliyat diliyorum, dualarım sizinle.

deep dedi ki...

Halbuki bu arada uzaktan bir yerden sesleniyor eski mi eski bir öğreti. Tembihliyor usulca.
“Edep ya Hu edep!”

Çok keyifle okudum , öğretilerimi içimde okurken tekrarladım çok teşekkür ederim.Edepli olmak ve edebi bilmek ne yüce bir erdemdir.Arkadaşınıza acil şifalar diliyorum illa tanımamız gerekmiyor birbirimizi pozitif düşünceleri paylaşmak için ,dualarımla yanınızdayım.Acil şifalar diliyorum tez vakitte sağlığına kavuşup sevenleriyle bir arada olmasını tüm kalbimle diliyorum.
Sevgiler,Mutlu haftalar

kutupayusu dedi ki...

edep..ahenk ..eyvallah ..şükür...tevekkül ...gerçekten üzerinde düşünülmesi ve mesai harcanması gereken en önemlisi de hayata geçirilmesi gereken kavramlar..şule ye çok geçmiş olsun ...nerde şifa bekleyen varsa hepsine allahtan acil şifalar dilerim effem... sağlık en büyük zenginlik....

NiLaY dedi ki...

o kadar iyi geldi ki bu yazı teşekkürler paylaşım için.. zaman zaman değil maalesef ki sık sık kaybettiğimiz, unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz çoğu öğretiyi böyle bol bol hatırlamak ve hatırlatmak gerekir sonuçta iyi insanlar olabilelim diye.. arkadaşına geçmiş olsun diyor ve acil şifalar diliyorum..

zizim bizim dedi ki...

teşekkürler, insanın kendine ara sıra hatırlatması lazım gelen bir çok güzel bir yazı ama insanın böyle arkadaşları olması daha da güzel :) şimdiden geçmiş olsun, dualarımız onunla...

Burcu dedi ki...

geçmiş olsun Şule'ye umarım en kısa zamanda eski sağlıklı günlerine döner

Saglıklımutfak dedi ki...

Yorum dahi yapılmaz. Paylaşım için teşekkürler canım . sevgiler

ALACATI dedi ki...

Paylasiminiz icin tesekkurler, dualarim sevgili arkadasiniz icin...

yeşocan* dedi ki...

pazartesi günleri hep yeni bir başlangıçtır benim için..tazecik uyanırım sabaha..ve bu yazını okuduktan sonra daha bir tazelendim.daha bir yarıştı günüme "edep" kelimesi..

yazı herzamanki gibi yine çok güzel..
Elif Şafak'ın kalemine duyduğum hayranlık bir başka güzel..
anlatılanlardan az ya da çok hemen hemen hepsine sahibiz Ayşecanım..bu güzel paylaşım için öpüyorum gülyüzünden en "edepli" hissiyatımla :)

sevgiler canımbenim..

Deliler Teknesi dedi ki...

Dualarımız sizinle... Acil şifalar diliyorum arkadaşınıza...

Meral Erdoğan dedi ki...

"her canlı varlık, tıp tıp atan her yürek, avuçlarımızın arasında tuttuğumuz billur bir kasedir"

buyuk buyuk harflerle yazilsa, ilk once bu ogretilse cocuklara... ben de kacirmisim bunu aysecim, cok tesekkurler.

aysecim, sule icin dua ediyor olacagim... Allah yardımcısı olsun.

Imge dedi ki...

Çok güzel yazıymış gerçekten. Teşekkürler bizle paylaştığın için... Ve umarım Şule'nin ameliyatı çok iyi geçer ve bir an önce eskisinden de daha iyi olur. Sevgiler..

Ece dedi ki...

Aysecigim,
Ne kadar guzel ve dusundurucu bir yazi. Elif Safak'in yazisinin linkini facebook'a koydum. Hem ben unutmayayim hem de okumamis olanlarin ilgilerini cekerse okusunlar diye.
Ne yazikki Ask'i henuz okuyamadim. Gecenlerde almistim, benden once annem basladi. Ben sirami bekliyorum :)
Arkadasin Sule'ye de acil sifalar diliyorum ve dualarimi gonderiyorum.

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Arkadaşlar, hepinize çok teşekkürler... İnanıyoum ki sizlerin dualarının da payıyla Şulecim çok başarılı, iyi sonuçlu bir ameliyat geçirdi... hepinize sevgiler...

Meral Erdoğan dedi ki...

cok sevindim aysecim. tekrar cok cok gecmis olsun... umarim nekahat donemi de rahat gecer...

GizeM dedi ki...

şahane...