8 Ocak 2010 Cuma

Benim Paris'im


Ana temalarından biri seyahat olan bir blog için Paris yazısı yazmakta biraz geciktiğimi düşünüyorum. Yüzyıllardır o kadar güzel şeyler söylenip yazılmış ki bu ece kent* hakkında, açıkçası bana laf düşer mi bilemiyorum. Ama yine de bahsetmek istiyorum ona olan düşkünlüğümden. Paris’in yeri - arada başka gözdelerim olsa da- çocukluk yıllarıma dayanan bağımızdan dolayı mı, yoksa sayısı 10’u aşan buluşmalarımızın her birinde ayaklarımı yerden kestiğinden midir bilmiyorum, her zaman “çok özel”dir benim için. Bazı şehirler vardır, zamanla sevdirirler kendilerini. Birkaç buluşma yapmadan tanıyamaz, anlayamazsınız onları. Paris ise ilk görüşte aşktır. (Ben bugüne kadar Paris’e gidip de ondan hoşlanmayan birine rastlamadım.) Diğer vazgeçilmezlerimden New York gibi kaprisli, Amsterdam gibi marjinal değildir mesela... İhtişamlı ışığıyla çabucak tavlar insanı. Son yıllarda fazlaca yoğun bir turist istilası altında olsa da asaletini, zarafetini çelik gibi korumayı başarır, sevgili şehirlerimin “en sevgilisi” olma payesini de hak eder.

*Enis Batur “Paris, ecekent” adlı kitabında çok sevdiğim bu deyimi kullanır Paris için.


Benim Paris’imde:


VAR-----------------------------------------------------------------YOK
Marais--------------------------------------------------------------Champs Elysées
Saint Germain des Pres
Ile Saint Louis------------------------------------------------------Ile de la Cité
Montorgueil, Rue Montmartre, Rue des Martyres---------------Sacré Coeur, Place du Tertre
Fnac, Colette, Merci, Le Bon Marché----------------------------Galeries Lafayette
FauchonMariage Freres, Assouline------------------------------Printemps
Musée du Louvre---------------------------------------------------Eiffel
Musée Picasso
Centre Pompidou
Musée d'Orsay
Café Bonaparte, Le Pre aux Clercs, Café de Flore----------------Fouquet's
Bistrot Les Philosophes, La Bocca----------------------------------Lido
Café Charlot, Café Pinson------------------------------------------Café de la Paix
Marché des Enfants Rouges
THY------------------------------------------------------------------Air France
Euro Disney (Can’dan sonra)---------------------------------------Euro Disney (Can'dan önce)
Euro Star ile Londra

Liste zamanla uzayabilir. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Peki sizin Paris'inizde neler var?

11 yorum:

HAYATIMDAKI D'ler dedi ki...

Paris benim için çok özel..Annem,babam,kardeşim gitmiştik.Ailece,ilk yurtdışı gezimizdi.. Eiffel in üzerinde 2000e geri sayan bir sayaç vardı..800 küsür gün felan vardı.. Çok güzel,deli dolu gezilen bir haftaydı.O yüzden bende yeri çokkkk ayrı..

Sevgiler
Pınar

fotograf penceresinden dedi ki...

bir gün gidip görümeyi çok istediğim yer paris, eyfeli kendi kadrajımda fotoğraflamayı öyle çok istiyorum ki...

Duygu dedi ki...

NY kesinlikle benim de en vazgecilmez sehrim. Teenager donemlerimde tam bir Paris asigiydim ama hic gidemedim. Karsilasmamiz cok buyuk efsane olacakmis gibime geliyor:), mevsimine karar veremiyorum. Yani asiklarin ilk kavusmasi fotograflarimda arka fon ne renklerde olsun? Ne dersin? :)

HS dedi ki...

"When I was ten years old, my father and I took a trip to Paris, leaving my younger brother and mother in London where she was filming a movie. My dad believed in one-on-one time with us, and sometimes that extended to a weekend away. We stayed at a great hotel and he said I could order whatever I wanted for breakfast (French fries). We went to the Pompidou museum, the Eiffel Tower and the Louvre - the usual spots. It was pretty great. On the plane back to London he asked me if I knew why we had gone, just he and I, to Paris for the weekend. I said no, but I felt so lucky for the trip. He said, “I wanted you to see Paris for the first time with a man who would always love you, no matter what.”" Gwyneth Paltrow - The man who always love you, no matter what...

Ayşe Şakarcan dedi ki...

The man who always loves me no matter what, ben seninle hayatı görüyorun, Paris ne ki?

zizim bizim dedi ki...

ben de duygulandım :) 3. şahıs olaraktan. ne güzel yazmış, neyse çok araya girmeyeyim.

fnac'ı biz de çok sevmiştik. cafe les deux magots'a bir daha Paris'e gidersek yine uğramak isterim. lafayette benim ''var'' listemde :) notre dame beni en çok etkileyen yapı olmuştu.

Nevbahar dedi ki...

Marais kesinlikle benim için de ilk sırada yer alır. Ve pompidounun karşı sırasındaki vintage satan yerler.
Ayrıca fnac da kesinlikle çok Paris..

biu dedi ki...

lafayette version originale katı var, üst katlar yok
abbesses var, champs elyées yok.
fnac yok yok yok - erkek arkadaşımı hipnotize ediyor- rue de francs bourgeois var :)

Adsız dedi ki...

Merhaba Ayşe hanım,

Biz Paris'teki Disneyland'a gitmeyi planlıyoruz bu yaz. Bu sebeple sizden otel tavsiyesi isteyeceğim. Siz Paris'e gittiğinizde nerelerde kalıyorsunuz? Disneyland'teki otellerde kaldınız mı hiç?
Aylin

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Merhaba; biz Paris'te her seferinde ayrı otellerde kalmayı tercih ediyoruz.... Genelde en sevdiğim bölgeler olan Marais ve St. Germain des pres'de kalıyoruz. Bu yıl St. Germain Holiday Inn'de kaldık. Otel iyi, yeri ise süperdi. Disneyland'da ise hiç kalmadım. Önceki yıllarda trenle günübibirlik gittik hep:)

Zeynep dedi ki...

ben de cafe de flore da var ayrıca. farketmez aslında ya onun sokaklarında yürümek, herhangi bir fırından bir tart alıp yemek, bir cafeye oturup bir kadeh şarap içmek, çok güzel yaa, çok gidesim var ne zamandır ama bir türlü tatil yapamadım.