10 Kasım 2009 Salı

Dün sabah sevdiğim bir şey yaptım...


… tek başıma sinemaya gittim. Çoğu kişi hiç hoşlanmaz yalnız sinemaya gitmekten. Benim de her zaman tercihim değildir, ama kimi zaman büyük keyif alırım o koca salonda tek başıma olmaktan. Hele sevdiğim bir yönetmenin merak ettiğim bir filmi başlamışsa kimseyi bekleyemem, vizyona girdiği gün sabah 11 seansında bulurum kendimi. Nasıl olsa sevdiklerimle ikinci bir kez daha hiç sıkılmadan izleyebilirim. Dün sabah da Bay H iş seyahatinde olduğundan Can’ı okula bırakma görevi bana düştü. Dönüşte cafe latte’mi aldığım gibi kendimi sinemada buldum. Michael Jackson belgeseli ile Coco Avant Chanel arasında yaşadığım kısa bir tereddütten sonra seçimimi Chanel’den yana yaptım. Tabii başrolü Amelie filminde izlediğimden beri çok sevdiğim Audrey Tautou’nun oynaması, bir Fransız filmi olması ve konunun Chanel olması karar vermemde etkili oldu.
Filmde, Coco’nun artistik dehasından çok özel hayatı konu edilse de “küçük siyah elbise” ve “tüvit Chanel ceket” gibi kült parçaların yaratılışına da değiniliyor. Yaratıcılık, stil ve zarafetin nasıl içten geldiği ve engellenemez olduğu ustalıkla anlatılıyor. Filmi baştan sona keyif alarak izledim. Ancak neşe ile girdiğim salondan, dünyanın en prestijli markalarından birini yaratan bu çok güçlü, çok azimli, çok başarılı ama çok mutsuz küçük kadın için akan yaşlarımı silerek ayrıldım.

NOT: Bu filmin ardından Chanel modaevini eski ihtişamlı günlerine geri döndüren dahi, Karl Lagerfeld’i konu alan belgesel, Lagerfeld Confidential’ı izlemenizi öneririm. Bu eksantrik adamın gerçek yaşamından kesitlere tanıklık ederken hayatta hiçbir “büyük başarının” tesadüfi olmadığını göreceksiniz.

10 yorum:

Ully / Style Tricks dedi ki...

Evet herkes sevmez ama tek başına sinemaya gitmeyi bazen ben de çok severim :) Filmi ben de çok beğendim, tarz sahibi olmak ve bunu yaptığı işe yansıtabilmek en büyük özelliğiymiş bence...

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Ully, gerçekten de bu kadının öyle güçlü ve özgün bir stili varmış ki, hem kendi jenerasyonunun hem de kendinden sonraki nesillerin giyim anlayışını etkilemilş...

Burcu dedi ki...

Ayşe film aklımdaydı zaten, Karl belgeseli tavsiyesini de yazdım bir kenara :)) Benim sevgilinin olmadığı bir günü bekleyeyim :))

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Git burcucum, olmadığı günü bekleme, sevgilini de al git:))

fotograf penceresinden dedi ki...

yalnız sinema yanında kahve oooff süper bir keyif iyi yapmışsın, iyi ki yapmışsın :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

teşekkürler... keyifliydi gerçekten:)

Syhn dedi ki...

bu film beni de çağırıyor..
yine de tereddütteyim

Cileksuyu Sibel dedi ki...

cok severdim yanliz sinemaya gitmeyi ben,chanel'e de asik olmustum iyice o filmde..belgeseli izlemeyi cok isterim,kayit ediyorum hemen..tesekkurler...:)

Eylül, dedi ki...

Ben hep tek başıma sinemaya giderim.. Peter varken de yokken de.. Film izlemek bencilliğin en büyüğü bence.. Hatta peter varken en çokta aynı saatte farklı sinemalara, farklı filmlere giderim.. Özgünlük gibi.. Yapılacaklarımın başında bu filme gitmek varken, ağır teşvik oldu.. Ellerinize sağlık :)

Daha fazla, tek başına sinemaya gitmeniz dileğiyle :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Syhn, bence tereddüt etme git. güzel bir film...

Sibel, Lagerfeld Confidential beni çok etkilemişti... DVD'sini bulabilirsin, ben zaman zaman izlerim hala...

Eylül,insanın yalnız olduğu "anların" keyfini çıkarabilmesi çok önemli... İyi seyirler:)