25 Ekim 2009 Pazar

Benim New York'um


Bütün sevgili şehirlerim arasında en sevgililerinden New York'a hissettiklerimi anlatabilmek için kitaplar yazmam gerekirdi. O'nunla tanışana kadar Paris'in üstüne şehir tanımaz, dünyadaki hiçbir yerin Paris kadar büyüleyeci olamayacağını düşünürdüm. Gerçekten de büyülüdür Paris. Bütün süslü, takılı, dekorlu şehirlerin şahıdır hala gözümde ama... Ama New York başkadır. Sevmesi de, tanıyıp anlaması da zordur. Sabır ve zaman ister. Bir kere avucuna aldı mı da insanı, bir daha bırakmaz. Gittikçe daha çok çeker kendine. İçine girdikçe çoğalır, büyür. Gez gez, yaşa yaşa bitmez. İlk gördüğümde o kadar da etkilememişti beni. Dev gökdelenleri, bitmek bilmez enerjisiyle, biraz ruhsuz dev bir fabrikaya benzetmiştim onu. Ama dedim ya New York tanıdıkça sevdiren bir şehir kendini. 2003'deki ilk tanışmamızdan beri 5 defa çekmiş beni kendine. Son 6 senede en uzunu 2 hafta olmak üzere yapılan 5 sefer! Onca saat uçak yolculuğu, çekilen jetlag sıkıntısı... Koskoca kıtada gezilecek, görülecek onlarca yer olmasına rağmen Manhattan adasının dışına adım atamamış olmam yeterince anlatıyor herhalde buraya duyduğum tutkuyu.
İnsan bir şehrin haritasına bakarak mutlu olur mu? Ben olurum. Haritayı elime alır, sanal gezintiler yapar, Downtown'daki sokak isimlerini kafama kazırım. İşte bu derece deli olurum New York'a!
Son New York seferini geçen eylüldeki bayram tatilinde oğlum ve bay H ile birlikte yaptık. Bu sefer yanımızda 11 yaşında bir çocuğun olması, rutin rotamızı biraz değiştirmemize neden oldu tabii. Daha önceleri her türlü turistik aktiviteye burun kıvıran biz, otobüs ve gemi ile sight seeing turuna bile katıldık. Neyse ki Can anlayışlı çıktı da Empire State'in tepesine çıkmak için 2 saat kuyruk beklemekten kurtardı bizi. Baba-oğulun Doğal Tarih Müzesi'nde geçirdikleri gün boyunca da ben tek başıma Soho, West Village, Meat Packing District'i "yoruldum artık biraz oturalım" sızlanmaları olmadan tavaf edebildim. Bir hafta rüzgar gibi geçti tabii. Arkamızda bol koşturmacalı, eğlenceli ve çok şanslıyız ki güneşli 7 gün bırakıp THY uçağının yolunu tuttuk.
PS: Bu seyahatle ilgili notların devamı ve adresler birkaç gün sonra...

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Ayse'cigim,

Obur gun New York'a gidiyorum. Su notlarini biran evvel koysana sayfana...
Hulya

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Hemen toparlayıp yayınladım yazımı, size iyi tatiller...

Ully / Style Tricks dedi ki...

New York benim de dünyada en sevdiğim şehirlerden biri! Özellikle de Soho favorim! İlki 2003'te ikincisi de geçtiğimiz Eylül'de olmak üzere 2 defa gittim ama eşime çok sevdiremedim, belki dediğiniz gibi biraz zaman ihtiyacı vardır... :)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Evet biraz zor bir şehir,tatlı yüzünü pek kolay göstermiyor herkese:)

Emine dedi ki...

ayşe cğm
Tebrik ederim. Çok güzel olmuş. Takip edeceğim. Ellerine sağlık

Ayşe Şakarcan dedi ki...

çok teşekkürler Emine...